copyright 2010 - 2018 * built with indexhibit

               

"Tracing the concept of the “void” through the thoughts and feelings of the inhabitants of Mardin in a psycho-geographic manner, Kavcar turned this personal search into a project during the 3rd Mardin Biennial. She went after the connotations of the void and the locations where this void could be solidly perceived. She had placed the word “boşluk” (void) on a rock between the old city and the new city of Mardin. While one side of this rock faced the irreplaceable void left from those forcibly effaced throughout history, another side faced a construction site that expanded by filling every void in the landscape. From this installation that stayed in its place for three months after the biennial, only the letter “k” remained.
Through the shattering of the word, the work transformed and continued. The obstinate rustling of the rock’s texture on paper started to cover the sounds from a political speech given as part of a political campaign taking place in a distance. The project “D” As in Void – or rather “k as in “boşluğun” which is non-translatable - turned into an attempt to see through the visible."

...what are you doing over there for hours we are on watch on the hill across and we were worried is this some kind of a protest looks like something else though there is no security measures behind this point these folks do they bother you or are you together are you always this friendly to strangers we are worried for your safety it is getting dark won’t you add in some color?

“Rustle rustle rustle rustle pata pata pata pata rustle rustle rustle rustle vızır vızır cızır cızır cazır cazır gümbür gümbür bangır bangır rustle rustle for days for centuries its surface rugged uneven it is sharp it is soft how does it listen what does it see what does it hear whose voice does it hear how does it hush rustle rustle rustle rustle”
(excerpts from the speech act from the day of the performance)

thanks: Ceylan Çiftçi, Erdal Olgaç, Hasan Özcan, Osman Bozkurt, Didem Özbek, Elif Öner, Vincent Rozenberg, Remzi Turan, Başak Kaptan, Seda Yörüker, Süreyya Çakır, Kutay Kence, Evren Erlevent, Mardin Müzesi, Canan Budak, Tacettin Toparlı, Ömer Ayseli, Metin Ezilmez, Gabi Yerli and Burçak Bingöl

TR:

...saatlerdir ne yapıyorsunuz merak ettik biz karşıki tepede nöbetteyiz protesto mudur nedir gerçi başka birşey bu sanki burası en son güvenlik noktası bu sizinle konuşanlar rahatsız etmiyorlar değil mi tanışıyor musunuz birlikte misiniz yoksa dedik bu sizin yanınıza giden gelenler tanımadıklarınızla konuşur musunuz böyle hani sizin de güvenliğiniz için hava karardı artık renksiz olacak bu değil mi?

3. Mardin Bienali’nde gerçekleştirdiği “Dikkat Boşluk Var” adlı proje ile Evrim Kavcar, Mardin’deki “boşluk” kavramını, şehirdeki diğer insanların düşünce ve duygularıyla soruşturarak bir psikocoğrafya araştırmasına çıkmıştı. Boşluğun çağrışımlarının neler olabileceğiyle, en çok nerede ve nasıl hissedildiğiyle ilgili bir sorunun peşine düşmüştü. “Boşluk” kelimesini Eski Mardin ile Yeni Mardin arasında, bir kayanın üzerine yerleştirmişti. Bu yerleştirmenin bir yüzü tarih içinde zorla silinmiş kültürlerin yeri doldurulamayacak boşluğuna bakarken, bir diğer yüzü ise coğrafyadaki her boşluğu doldurarak büyüyen bir inşaat alanına bakmaktaydı. Bienal sonrasında yerinde kalmaya devam eden çalışmadan, üç ay sonra geriye “k” harfi kalmıştı.

Kelimenin parçalanması ile çalışma kendi içinde dönüşerek devam etti. Kaya dokusunun
kağıt üzerindeki ısrarlı hışırtısı, bir seçim propagandasının uzaklardan gelen sesinin örtüsü oldu. “Boşluğun ‘k’si”, görünenin ötesine bakabilmenin bir denemesine dönüştü. “rengarenk çiçeklerin savrulduğu siyahlığın, yerin yuvarlağının, ovanın düzlüğünün, görünmezliğinin “k”si...”

hışır hışır hışır hışır pata pata pata pata hışır hışır vızır vızır bangır bangır bangır bangır
cazır cazır gümbür gümbür bangır bangır pat pat pat günlerdir yüzyıllardır yüzeyi pütür pütür girintidir çıkıntıdır keskindir yumuşaktır nasıl dinler neyi görür neye bakar neyi duyar kimi dinler neyi susar hışır hışır hışır hışır hışır hışır hışır hışır”

SERGİ DUYURUSU:

kendisi de bir tür "boşluk" olan proje mekanına davet eden ve sergiye nazik bir ev sahipliği yapan galeri Zilberman'ın basına yaptığı duyuru:

04/11/2015 - 26/12/2015

Galeri Zilberman, Evrim Kavcar’ın Boşluğun K’si adlı projesini sunmaktan mutluluk duyar. Sanatçının 3üncü Mardin Bienali’nde yaptığı bir yerleştirmenin uzantısı olan proje, 4 Kasım - 26 Aralık tarihleri arasında galerinin proje alanında görülebilecek.

Sanatçı, bienalde sergilediği projenin ilk aşamasında, yaşadığı şehir Mardin’deki “boşluk” kavramını şehirdeki diğer insanların düşünce ve duygularıyla soruşturarak bir psikocoğrafya araştırmasına çıkmıştı. Boşluğun çağrışımlarının neler olabileceğiyle, en çok nerede ve nasıl hissedildiğiyle ilgili bir sorunun peşine düşmüştü. Sanatçı o boşluk kavramını sorguladığı metinlerinde şöyle diyor:

“Doldurulamayan boşluklar. Tespit edildiği an doldurulan boşluklar. Hissedilen ama tanımlanamayan boşluklar. İçini cızlatan boşluklar. İçinden nehirler geçen boşluklar. İhtiyacın olan boşluklar. Zihni delik deşik eden, mekanları, yerleri, coğrafyaları delik deşik eden boşluklar. Boşluk, bir yeri deliyor, bambaşka bir yerden çıkıyor. Şekli değişiyor; yeri değişiyor. Boşluk, yüzyıllardır yaşamına kastedilenlerden kalan bir varlık olarak, taşlar kadar ağır.”

Bienal kapsamında yerel üreticilerle yaptığı işbirliğiyle demirden şekillendirdiği “boşluk” kelimesini, Eski Mardin ile Yeni Mardin arasında, özellikle seçilmiş bir kayanın oyuğu üzerine yerleştirmişti. Bir yüzü, tarih içinde zorla silinmiş kültürlerin yeri doldurulamayacak boşluğuna bakan bu kayanın, bir diğer yüzü coğrafyadaki her boşluğu doldurarak büyüyen bir inşaat alanına bakar.

Yerleştirildiği bu alandan üç ay sonra yazıdan geriye bir “k” harfi kalır. Yazının süreç içinde boşluğa karışan kısmına dair yaşananlar, sürece yayılmış bir düşünme, üretme ve değerlendirme süreci olarak bu yeni projeye evriliyor. Boşluğun K’sinde sanatçı elinde kalan “k” harfiyle, notlarıyla, işitsel ve görsel malzemesiyle boşluk fikriyle hesaplaşır. Parçalanmış bir kelimeden geriye kalan bir harfe, kişisel ve toplumsal bir ruh halinin metaforu olarak yaklaşır. Boşluğun K’si biriken malzemelerle gidene ve kalana bakarken, şu an ile ilişki kurmayı arzular. Kurulan bağlantılar, sanatçıyı, kendi sanatsal üretiminde süregelen bir temayla tekrar buluştururken, toplumsal düzlemdeki bir ruh durumunu kişisel hatıralarla yan yana getirir.