copyright 2010 - 2018 * built with indexhibit

Nefes Kaydı, odayı saran ses enstelasyonu

Bireysel ve toplumsal yas deneyimiyle ilgili bir saatlik görşmeden kesilmiş nefeslerimdir. Psikolog Seda Günel’in sorularıyla derinleşen görüşme 14 Mart 2016 PAzartesi günü gerçekleştirilmiştir. Ses kolajı Zeynep Sarıkartal’a aittir.

masada kulaklıkla dinlenen ses kolajı

“Söylemler çok sıkıntılı” Görüşme molasında taziye üzerine üç kişi arasında geçen konuşmadan alınmış parçaların nefesle kurgusudur. İŞ, ismini sosyolog Ahmet Yılmaz’ın bu konuşma sorasında geçen cümlesinden almıştır.

Sulu boyalarla Günlük

Oca-Mart 2016 arası MArdin MErkez, Dargeçit, Diyarbakır, Ümraniye, Burgazada’da tutulmuştur. Suluboya desenler nefesle kurutulmuştur. Yüzünüze mümkün olduğu kadar yaklaştırıp PAPATYA Deyiniz. *

*Neden papatya?
-
işitme engellilerin nefes kelimesinin telaffuzundaki f harfini telaffuz etmesi için elini ağzına doğru tutması ve f derkenki havanın avcuna çarpış açısını hissetmesi lazım. p ile b nin farkı için de bir peçete tutuyorlarmış. peçeteye doğru papatya diyormuş. peçete havalanırsa p harfi söyleyebildiğini anlıyor. babatya derse peçete o şekilde havalanmıyor. papatya diyerek peçeteyi havalandırmak p sesini çıkarmak, papatya demek.
-

daha da arkaplanı:
AXin’den öğrendim bunu.
işitme engellilerle çalıştığını duyduğumda, "nefes" kelimesini nasıl ifade edersin beden dili ile diye sordum. bilmiyordu. işaret dili bilmiyormuş. kullanmıyormuş. gençlerle dudak okuma ve konuşma pratiği yapıyorlarmış.

-

sanat işlerini yaparken, aklımdaki meseleyi etrafımdaki insanlarla paylaşıyorum. uzun süre de, yas meselesi, yasının tutma, yasını tutamama, yasını tutturmama meselesi.
yas nedir?
zamanla biriken kayıplar ve bireysel kayıplar, toplumsal kayıplar…
bilmiyorum yas nedir.

yası yaşamak ne demek? yas tutmayacağım ne demek?

kayıp ne demek?

bunlardan çıktığım yola, judith butler kırılgan hayat ve nesrin uçarlar hiçbir şey yerinde değil kitaplarıyla devam ettim.

çünkü yasa bakarken kendimle yüzyüze kalamadım.

-hiç yas tuttunuz mu?

-bilmiyorum.

hayat boyu kayıpları olan insanlar hayatta ve gündelik yaşamlarına devam ediyorlar. benim kişisel ve ailesel ölçekte kayıplarımı ister istemez kıyaslıyorum.

doğal olmayan ölümlerin karşısında, zorla kaybedilenlerin karşısında, kemiksiz etsiz, mezarsız kayıplar ölümler var. ve devam eden…

ve adalet arayışı da devam ediyor.

hayata nasıl devam edilir, travmalar yaşamak yerine.

bütün bunlar olurken, nefesim kesildi.

üzerime bombalar düşmedi, evim yakılmadı, bizim haber olarak okuduğumuzu insanlar yaşıyorlar.

niçin benim nefesim kesiliyor…

affetmek ve affetmeyeceğim demek önemliydi. ve eninde sonunda süreç içinde yalnızlaşma, ve kalan yalnızca kendi soluğum.

yani -bi canım kaldı onu da al-

ve yas meselesi bende nefesi yarattı.

insanın ölümlülüğüyle kurduğu ilişki, eninde sonunda olmak veya olmamak, ve bilinçli yok edilmek.

hayatta kalmak tarafı

hayata devam etmek

sürdürmek

süreklilik

her gün bir pratieğe devam etmek

yumuşaklık arayışı ile su suluboya - iz -dilek vs—-

suluboya günlük. hergün ne olursa olsun bir sayfa tutmak. onu tutarken zaman ayırmış olmak. başta kendine. kendinle kalmak. üzerine düşünmek. ve süreklilik devam hayata devam

nefesin varsa devam ediyorsun…

-

masa: ben koymadım. vardı. odadan çıkamayacak bir masa. ve orada travma toplantıları yapıyorlarmış. masaya sermek istedim ben de. konuyu masaya yatırdım. süreç boyunca didikledğim iki kitap var. birlikte okumayı dilemiştim istemiştim. konuşmalar yapalım da istemiştim. tihvden çeşitli yerlerden yas şiddet kayıp üzerine konuşmalar yapalım istemiştim… olmadı… olsun.

masa, masa benim için bir odaklanma alanı. kafayı toplama alanı. mekansızlıkta döönüp dolaşıp etinden sütünden yararlandıım ev, masa. ve avize de var. yeşil olsun istedim. iz getirdi. ona hediye gelmiş. odaklanma, yarı aydınlık.

dört hoparlör var dört köşede- ademe çok teşekkür monte için -

kağıtların bir kısmı tacettinin hediye ttiği kağıtlar yaz yaz bitmiyor

diğerleri aydıngerler

aydınger seçtim. çünkü suyla etkileşime giriyor. bükülüyor. hacim kazanıyor. ışıkla ilişkisi var. içinden eçiyor ışık. geçirenlik, suya tepki. ıslanıyor. belli bir katılığı var.

ayaklta duran kağıtların arkasına ekolin şişlerini koydum.

bir de taş koydum. taş istanbula mardinden ancak silah statüsünde gelebildi. taşı suluboyaları nerde olursam yaparken uçmasın diye kağıtların üzerine koyuyordum. ayrıca fırçaları içine koyuyordum. çok amaçlı taş. aslında sanırım bozacaadadan taşıdığım bir taş. gittiğim yerlerden evim nerdeyse oraya taş taşıyorum. delikli bir taş bu.

günlükler isteyenlerin çaba ile okuyabileceği metinler içeriyor.

teknik:

bir günün üzerine, içinde, suluboya ve nefes birlikteliği. bazen içe, bazen dışa bakarak.

her seferinde bir kayba, bir yasa odaklandım. başkasının ve kendimin.

başkasınınkini anlayabilir misin? ne düşündürtüyor?

kendimninkine bakabilir misin?